Sözleşme yapma özgürlüğü kapsamında taraflardan birinin hazırladığı ve herhangi bir değişiklik yapılmasına veya sözleşme üzerinde tartışmaya müsaade edilmeksizin karşı tarafın imzasına sunduğu sözleşmeler, tarafların iradelerinin uyuştuğu ve karşı tarafın istemediği takdirde bu sözleşmeyi imzalama zorunluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle kural olarak geçerlidir. Ancak kitlelere sunulan bir mal veya hizmet söz konusu olduğunda sözleşmeyi hazırlayanın ve mal ve hizmet sağlayan tarafın devamlı olarak kendi lehine ve karşı taraf aleyhine kanunda genel işlem şartları olarak geçen sayfalarca uzunlukta maktu, tip sözleşmeler düzenlemesiyle kötüye kullanımların meydana gelebileceği açıktır. Zira mal veya hizmet almayı isteyen ve genelde daha zayıf durumda olan karşı taraf, ya bu maktu, tip sözleşmelerle kendisine dayatılan koşulları kabul edecek ya da bu mal veya hizmetten mahrum kalacaktır. Bu kötüye kullanımları önlemek amacıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 20 ile 25. maddeleri arasında genel işlem şartlarına ilişkin bazı düzenlemeler getirilmiştir.
TBK’nın 20. maddesinin birinci fıkrası uyarınca genel işlem şartları şu şekilde tanımlanmıştır:
“Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Bu koşulların, sözleşme metninde veya ekinde yer alması, kapsamı, yazı türü ve şekli, nitelendirmede önem taşımaz.”
Bu kapsamda, Kanun’un ilgili maddesi uyarınca, ileride çok sayıda benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, taraflardan birinin tek başına hazırladığı ve diğer tarafa sunduğu sözleşme koşulları genel işlem şartları olarak kabul edilmiştir. Bununla beraber, genel işlem şartları yoluyla taraflar biri aleyhine sonuç doğuracak sözleşme düzenlenmesi ihtimaline karşı, mevzuatımızda genel işlem şartına ilişkin bir takım koruma önlemleri kabul edilmiştir.
TBK’nın 21. Maddesi uyarınca “karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır.” Dolayısıyla karşı tarafın menfaatine aykırı olarak genel işlem şartları düzenlenmiş ise, bu koşulların varlığını koruyabilmesi için karşı tarafın bu koşullar hakkında açıkça, tereddüte yer vermeyecek, kapsamlı şekilde bilgilendirilmiş olması ve karşı tarafın da bunları kabul etmiş olması gerekmektedir. Yine, TBK’nın 23. Maddesine göre “genel işlem koşullarında yer alan bir hüküm, açık ve anlaşılır değilse veya birden çok anlama geliyorsa, düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine” yorumlanacaktır. Bununla beraber, TBK’nın 24. Maddesinde sözleşmede karşı taraf aleyhine tek taraflı değişiklik yapması yasaklanmış olmakla beraber, karşı taraf lehine değişiklik yapılmasına olanak tanınmıştır. Son olarak ise, TBK’nın 25. Maddesinde, dürüstlük kurallarına aykırı olarak karşı taraf aleyhine hüküm konulamayacağı kabul edilmiştir. Bu nedenle, sözleşmelerde genel işlem şartı konulurken mevzuatımızdaki düzenlemeleri ve yargı kararları dikkate alınarak hüküm konulması, sözleşmelerdeki maddelerin geçerliliği açısından önem arz etmektedir.